
Etik ve İtibar Derneği (TEİD) ile Cerebra iş birliğinde gerçekleştirilen ve saha çalışması FutureBright Group tarafından yürütülen “İş Dünyasında Suistimal Algısı Araştırması 2026”nın sonuçları, 7 Ekim 2026 tarihinde Fairmont Quasar İstanbul’da düzenlenen lansman toplantısında açıklandı.
İş dünyasında suistimal riskine ilişkin algıları, deneyimleri ve kurumsal uygulamaları değerlendiren araştırmaya, farklı sektör, fonksiyon ve yönetim kademelerinden 1.066 profesyonel katıldı. Katılımcıların %40’ını üst yönetim, %30’unu güvence, risk ve uyum alanlarında çalışan profesyoneller, %29’unu orta kademe yöneticiler ve uzmanlar oluşturdu. Araştırmada ekonomik faktörler, dijitalleşme ve teknoloji, insan kaynakları ve işe alım dinamikleri, etik kültür ve kurumsal uygulamalar ile suistimal algısı ve deneyimi, farklı katılımcı profillerinin perspektifleriyle birlikte ele alındı.
Toplantının açılış konuşmasını TEİD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve bp Etik ve Uyum Direktörü Aslı Ertekin yaptı. Araştırma sonuçlarını Cerebra Kurucusu ve CEO’su, TEİD Yönetim Kurulu Üyesi Fikret Sebilcioğlu sundu.
Araştırma sunumunun ardından, Aslı Ertekin’in moderatörlüğünde “Farkındalıktan Uygulamaya Geçiş: Suistimal Riskini Yönetmek” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde, Pladis Türkiye ve Orta Asya İnsan Kaynakları Başkan Yardımcısı ve PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Eylem Derya Özgür ile Anadolu Efes Grup İç Denetim Direktörü ve TEİD Yönetim Kurulu Üyesi Uluhan Kumru yer aldı.
FutureBright Group Kurucusu Akan Abdula’nın ana konuşmasının ardından, “Etik Liderliğin Sınavı: Suistimal ve Kurumsal Güven” başlıklı panel düzenlendi. Fikret Sebilcioğlu’nun moderatörlüğündeki panelin konuşmacıları, İnci Holding Etik Kurul Üyesi Ece Elbirlik Ürkmez ile Uludağ İçecek Genel Müdürü Levent Kömür oldu.
İş Dünyasında Suistimal Algısı Araştırması 2026’nın öne çıkan bulguları şöyle:
Her 10 katılımcıdan 4’ü kurumlarında suistimal gerçekleşme olasılığını yüksek görüyor
Katılımcıların %40’ı, kurumlarında suistimal gerçekleşme olasılığını yüksek veya çok yüksek olarak değerlendiriyor. Bu olasılığı düşük veya çok düşük görenlerin oranı %30 olurken, katılımcıların %30’u kararsız kaldığını belirtiyor. Bulgular, suistimal riskine ilişkin değerlendirmelerin katılımcılar arasında farklılaştığını ortaya koyuyor.
Ekonomik koşulların suistimal riskini artırdığını düşünenlerin oranı %63
Katılımcıların %63’ü mevcut ekonomik koşulların kurumlardaki suistimal riskini artırdığını düşünüyor. Önümüzdeki 12 aya ilişkin değerlendirmede bu oran %69’a yükseliyor. Ekonomik risk unsurları arasında gelir dağılımındaki adaletsizlik ve “hak görme” algısı %37 ile ilk sırada yer alıyor. Yüksek enflasyon ve alım gücü kaybı ise %28 ile ikinci sırada bulunuyor.
Finansal baskı ve kişisel nedenler, suistimalin başlıca tetikleyicileri olarak görülüyor
Suistimalin temel nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde finansal baskı veya kişisel nedenler %39 ile öne çıkıyor. Bunu %24 ile zayıf iç kontrol ortamı ve düşük yakalanma riski, %22 ile etik değerlerde zayıflık veya kişisel gerekçelendirme izliyor. Performans baskısı veya hedefleri tutturma zorunluluğunu temel neden olarak belirtenlerin oranı ise %7.
Suistimalin etkilerinde güven ve itibar kaybı öne çıkıyor
Katılımcıların suistimalin etkilerine ilişkin değerlendirmelerinde kurumsal itibar ve güven kaybı %27, finansal kayıplar %25, çalışan motivasyonu ve kurum içi güven ortamının zarar görmesi ise %22 ile öne çıkıyor. Güven, itibar ve çalışan motivasyonuyla ilişkili iki başlığın toplamı %49’a ulaşıyor. Bu dağılım, suistimalin kurumsal ilişkiler ve çalışan deneyimi üzerindeki etkilerine verilen önemi gösteriyor.
Katılımcıların %98’i, suistimalin örtbas edilmesinin kuruma duyduğu güveni zedeleyeceğini belirtiyor
Katılımcıların %98’i, yönetimin bir suistimal vakasını örtbas etmesi durumunda kuruma duydukları güvenin olumsuz etkileneceğini belirtiyor. Bu konuda %76 “kesinlikle olumsuz etkiler”, %22 ise “olumsuz etkiler” yanıtını veriyor. Güveninin etkilenmeyeceğini belirtenlerin oranı %2’de kalıyor.
Üst yönetim ile orta kademe arasında etik kültür algısı farklılaşıyor
Üst yönetimin etik davranış konusunda örnek olduğunu düşünenlerin oranı, üst yönetim grubunda %82, orta kademe grubunda ise %63. Etik ihlallerin tüm çalışanlar için eşit biçimde ele alındığına ilişkin olumlu değerlendirme üst yönetimde %74, orta kademede %56 düzeyinde bulunuyor. Etik ihlallere karşı yeterli yaptırımlar uygulandığını düşünenlerin oranı da sırasıyla %72 ve %61. Bu sonuçlar, etik liderlik ve uygulamalara ilişkin değerlendirmelerin yönetim kademelerine göre değişebildiğine işaret ediyor.
Katılımcıların %48’i performans baskısının etik standartların esnetilmesine yol açabileceğini düşünüyor
Katılımcıların %48’i, performans baskısının bazı durumlarda etik standartların esnetilmesine yol açabileceğini düşünüyor. Etik kuralların uygulamaya yansımasına ilişkin net bir güven ifade etmeyenlerin oranı %31. Üst yönetimin etik davranış konusunda örnek olduğuna ilişkin olumlu görüş bildirmeyenlerin oranı ise %27. Bulgular, etik ilkelerin günlük karar ve davranışlara nasıl yansıdığının değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.
Bildirim niyeti %95; suistimale tanık olanların resmî kanalları kullanma oranı %55
Katılımcıların %95’i, bir etik ihlal veya suistimalle karşılaştığında bildirimde bulunacağını ifade ediyor. Buna karşılık, gerçekten suistimale tanık olan katılımcılar arasında resmî bildirim kanallarını kullananların oranı %55. Bu grubun %32’si durumu gayriresmî biçimde aktardığını, %13’ü ise bildirimde bulunmadığını belirtiyor. Bildirim niyetine ilişkin yanıtlarla suistimale tanık olanların deneyimleri birlikte değerlendirildiğinde, resmî kanalların kullanımını etkileyen koşulların önemi ortaya çıkıyor.
Bildirimde tereddüdün başlıca nedenleri yönetimin adım atmayacağı düşüncesi, misilleme ve gizlilik kaygısı
Bildirim konusunda tereddüt yaşayan katılımcılar arasında, yönetimin gerekli adımları atmayacağı düşüncesi %23 ile ilk sırada yer alıyor. Misilleme endişesi %20, gizlilik kaygısı ise %17 düzeyinde bulunuyor. Bu bulgular, bildirim mekanizmalarına duyulan güven açısından yönetimin yaklaşımının, bildirimde bulunanların korunmasının ve gizliliğin önemine işaret ediyor.
Kadın ve erkek katılımcıların bildirim deneyimleri ve gizlilik kaygıları farklılaşıyor
Suistimale tanık olan kadın katılımcıların %50’si resmî bir kanal üzerinden bildirimde bulunduğunu belirtirken, erkeklerde bu oran %60. Hiç bildirimde bulunmadığını belirtenlerin oranı kadınlarda %17, erkeklerde %10 düzeyinde. Bildirim konusunda tereddüt yaşayanlar arasında kimliğinin gizli kalacağına güvenmediğini belirten kadınların oranı %21, erkeklerin oranı ise %11. Bu sonuçlar, bildirim süreçlerinin farklı çalışan gruplarının deneyimleri ve kaygıları dikkate alınarak değerlendirilmesine katkı sağlıyor.
Çıkar çatışması bildirimleri etkili görülüyor; düzenli beyan alındığını belirtenlerin oranı %29
Katılımcıların %88’i çıkar çatışması bildirimlerini etkili bir uygulama olarak değerlendiriyor. Buna karşılık, kurumlarında düzenli çıkar çatışması beyanı alındığını belirtenlerin oranı %29’da kalıyor. Bildirimlerin önemine ilişkin görüşlerle kurumlarda beyan alınmasına ilişkin deneyimler arasındaki fark, çıkar çatışmalarının sistematik biçimde ele alınmasının önemini gösteriyor.
Katılımcıların %87’si veri analitiğini suistimal tespitinde önemli görüyor
Veri analitiğini suistimal tespitinde önemli gören katılımcıların oranı %87. Veri analitiğini en etkili tespit yöntemi olarak belirtenlerin oranı ise %9 düzeyinde bulunuyor. Bu iki sonuç, katılımcıların bir yönteme atfettikleri önem ile yöntemler arasındaki etkinlik değerlendirmelerinin farklılaşabildiğini ortaya koyuyor.
Kurumlar için risk değerlendirmesi, etik liderlik ve güvenilir bildirim mekanizmaları öne çıkıyor
Araştırmada kurumlar için önerilen adımlar arasında suistimal riskinin düzenli ve kuruma özgü biçimde değerlendirilmesi, iç kontrollerin bu risklere göre güçlendirilmesi ve etik liderliğin günlük karar ve davranışlara yansıtılması yer alıyor. Bildirim mekanizmalarında güvenin güçlendirilmesi, çıkar çatışmalarının sistematik yönetilmesi ve verinin erken uyarı aracı olarak kullanılması da önerilen diğer başlıkları oluşturuyor.




















































